8 Aralık 2015 Salı

Bilgisayarınızda Bu 5 Program Var Mı?

Bilgisayarınızda her gün kullandığınız onlarca program var, peki ya bu 5 programa da sahip misiniz?

Bilgisayarınızda Bu 5 Program Var Mı?
Bir PC’ye Windows kurduğunuzda en çok ihtiyacınız olan şeyler Firefox, 7-Zip, CCCP, Media Player Classic, anti-virüs gibi programlar. Ama çok önemli bazı işler için aşağıdaki 5 programa eninde sonunda ihtiyacınız olacak. Şu anda bunların lazım olduğunu farketmeseniz bile, gerektiği zaman bu yazımızı hatırlayacaksınız, ona eminiz.
 
 
Bu ikisini beraber ele aldık çünkü ikisi de aynı kategoride, sizi istenmeyen programlar, trojanlar, toolbar’lar ve zararlı Kaçak servislerden kurtarma kategorisi bu. İkisini beraber veya ayrı ayrı kullanabilirsiniz. Bilgisayarınıza kurduğunuz anti-virüs programının yanında bunları da bulundurmakta fayda var, çünkü anti-virüs programları her şeyi temizleyemez.
 
 
Bilgisayarınızı satın alalı uzun süre olduysa ve birşeyleri upgrade etme zamanı geldiyse, tüm özelliklerini hatırlamanızda fayda olacaktır. İşte Speccy bu iş için ideal program. Bilgisayarınızın işlemcisi, belleği, grafik kartı, anakart, işletim sistemi, harddiskleri gibi tüm önemli parçalarının tüm özellikleri elinizin altında olacak.
 
 
Eğer yeni bir Windows kurduğunda ilk iş olarak ince ayar yapmaya meraklı kişilerdenseniz, Ultimate Windows Tweaker tam size göre. Kapsadığı tonla ince ayar ile, işletim sisteminizi tam anlamı ile optimize etmeniz mümkün olacak. Windows’un tüm grafik, performans ve güvenlik ayarlarını bu programla değiştirmek mümkün.
 
 
Devamlı bilgisayara yeni programlar kurmak, eninde sonunda harddisklerinizin dolmasına yol açacaktır. Peki o kadar yıldır nereye ne kurdunuz, hangi klasörler ve programlar en fazla yeri kaplıyor, bunu kolayca görmek istemez misiniz? İşte WinDirStat tam da bu işe yarıyor, hard disklerinizdeki her şeyi tarayıp, size grafik arayüzü ile neyin daha fazla yer kapladığını gösteriyor.
 
 
Eğer kablosuz ağınızı sizden izinsiz şekilde dışarıdan birinin kullandığından şüpheleniyorsanız, bu program size gerekli olan araç. Bir güvenlik programı olan Wireless Network Watcher ile ağınızdaki tüm cihazları tarayabilir, IP ve MAC adreslerinini görebilirsiniz. İsmine bakmayın, kablosuz ağlarda kullanıldığı gibi, kablolu ağlarda da işe yarıyor.
 
Devamını Oku »

Apple mağazalarında ücretsiz kodlama dersleri veriyor

Devamını Oku »

7 Aralık 2015 Pazartesi

6 inç Asus Zenfone 2 Laser satışa sunuldu

Asus'un ilk kez ülkemizde tanıttığı 6 inç Zenfone 2 Laser nihayet satışa sunuldu.


Asus 18 Eylül'de yaptığı bir lansmanla yen nesil Zenfone ailesini bizlere tanıttı.Lansmanın en dikkat çeken anlarından birisi ise dünyada ilk kez ülkemizde tanıtılan 6 inçekran boyutuna sahip Zenfone 2 Laser oldu.
1449494489_gsmarena001.jpg
Fiyatı, performansı ve kamera özellikleri ile öne çıkan 6 inçlik Asus Zenfone 2 Laser 270 dolar fiyat etiketi ile global pazarda bugün itibariyle satışa sunuldu. Ülkemizde de yakın bir dönemde satışa sunulacağını düşündüğümüz 6 inçlik Asus Zenfone 2 Laser, 1920x1080p Full HD ekrana sahip. En önemli fark ise işlemci tarafında oluyor. Asus, Qualcomm'un yeni nesil Snapdragon 616 işlemcisine geçiş yapıyor. Modem tarafında farklılık içeren bu yeni işlemcinin Snapdragon 615'ten çokta büyük bir farkı olmadığının altını çizelim...
3 GB sistem belleği ve 32 GB hafızaya sahip olan 6 inçlik Asus Zenfone 2 Laser'ın SD kart girişine de sahip. 164.5x84x10.5mm ölçülere sahip olan 6 inçlik Asus Zenfone 2 Laser'ın 190 gramlık ağırlığı ise boyutuna göre oldukça normal karşılanmalı diye düşünüyoruz.
Asus Zenfone 2 Laser ülkemize gelse satın alır mısınız? Fiyatı ne kadar olmalı?Yorumlarınızı bekliyoruz,
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: TOSHİBA PC PAZARINDAN ÇEKİLİYOR.
Devamını Oku »

Toshiba PC pazarından çekiliyor

Toshiba son yıllarda büyük kayıp yaşadığı PC pazarından çekilmeye hazırlanıyor. Güvenilir kaynaklara göre Toshiba satış işlemi için yerli ve yabancı şirketlerle görüşmeler halinde.



2014 yılında PC pazarından kısmen çekilen ve 900 çalışanını işten çıkaran Toshiba, son gelen haberlere göre bilgisayar dünyasından tamamen çekiliyor. Wall Street Journal tarafından yayınlanan haberde Toshiba'nın PC pazarından çekilmeye hazırlandığı belirtiliyor. Üstelik Japon dünya devi satış işlemi için Fujitsu başta olmak üzere birçok yerli ve yabancı şirketle görüşmeler halinde. Ancak site söz konusu şirketlerin isimlerini  ve satış planlarını şimdilik açıklamayı uygun görmüyor.

İlginizi çekebilir;  Sony, Toshiba’nın sensör birimini resmen satın aldı

Geçtiğimiz günler sensör birimini 155 milyon dolar karşılığında Sony’ye devreden Toshiba’nın kâr getirmeyen birimleri elden çıkarmak istediğini, Toshiba CEO'su Masashi Muromachi'nin ekim başında bir gazeteye verdiği demecinden hatırlıyoruz.
Şu an PC pazarının %2.3’ünü elinde bulunduran Toshiba’nın bilgisayar dünyasında uzun süredir kan kaybettiği bir gerçek. İlerleyen günlerde Toshiba cephesinden satış işlemine ilişkin resmi açıklamanın gelmesi bekleniyor. 

Devamını Oku »

Sony, Toshiba’nın sensör birimini resmen satın aldı

Beklenen satın alım gerçekleşti. Toshiba'nın sensör birimi artık resmen Sony'nin.


Sony ve Toshiba arasında mutlu son resmen açıklandı. Sony’nin Toshiba’nın sensör birimini satın alacağına yönelik ilk açıklamalar ekim ayı sonunda dillendirildi. Çok geçmeden Sony bir başka Japon üretici Toshiba’nın sensör birimini 155 milyon dolar karşılığında satın aldığını açıkladı. Mobil dünyasının en büyük sensör tedarikçisi olan Sony, yine mobil üreticilere sensör tedarik eden (2014 sonu itibariyle pazardaki payı %4) Toshiba’nın sensör birimini bünyesine katararak daha şimdiden kendi pazar payını %30’ların üzerine çıkardı. Toshiba’nın dijital kamera birimindeki pazar payı ise %2 seviyesinde.
1449382686_sony-toshiba.jpg
Satın alım neticeisinde Toshiba’nın 48.800 metrekaralik üretim tesisi ve 1.100 çalışanı faaliyetlerini bundan sonraki süreçte Sony’nin “Sony Semiconductor Corporation” adıyla kurduğu iletken departmanında sürdürecek.
Devamını Oku »

6 Aralık 2015 Pazar

En hızlı internet nerede?

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin (ITU) yeni raporu ile dünyanın en hızlı internet bağlantılarının bulunduğu ülkelerin listesi yayınlandı. İşte o ülkeler.

En Hızlı İnternet Nerede?
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin (ITU) yeni bir rapor yayınlayarak dünyadaki en hızlı internet bağlantılarına sahip ülkeleri listeledi.Danimarka'yı geride bırakarak birinci sıraya yerleşen Güney Kore interneti hem hızlı, hem ekonomik ve yeni nesil mobil hizmetler ile birlikte sunuyor. Güney Kore’de internetin bu kadar yüksek hızlarda olmasının diğer bir sebebi ise gelişen teknoloji sektörü. Ülkenin neredeyse her yerinde hızlı internet bulabiliyorsunuz.

:: İnternet Hızı Testi Nasıl Yapılır?

Raporda Amerika Birleşik Devletleri 15. sırada yer alırken Türkiye 69. sırada kendine yer bulmuş. Bu rapor, internet hızı, sabit internet abone sayısı ve bilgisayar bulunan evlerin yüzdesini kapsayan özel bir ICT Development Index(IDI) ile oluşturulmuş. Buna göre de ülkelere 10 üzerinden puan verilmiş. Güney Kore 10 üzerinden 8.93 puan ile ilk sırada yer alıyor.

Dünya Genelinde İnternet Hızları

Raporda dünya haritası üzerinde de ülkelerin IDI puanlarına göre renklendirme çalışması yapılmış.
15-12/03/en-hizli-internet-nerede.png
Devamını Oku »

İnternet hızı nasıl ölçülür

İnternet hızı pek çok internet kullanıcısı için önemli. Peki, en doğru şekilde internet hızı testi nasıl yapılır? İşte detaylı anlatım ile internet hızı testi yapma.

23.09.2015 / 09:30İnternet Hızı Testi Nasıl Yapılır?
Akıllı telefonlardan bilgisayarlara kadar hemen her cihaz ile internetebağlanıyoruz. Kimilerimiz fiber bağlantılar ile hızlı gezinirken, kimilerimiznormal adsl bağlantılar ile ortalama diyebileceğimiz hızlarda internettegezinmekte. Ancak pek çok kullanıcı sadece fiber kullanıyorum deyip geçmeyerek, tam olarak internet hızını merak ediyor. Peki, internet hızı testi nasıl yapılıyor?

İnternet hızı testi

İnternet hızını test etmek için çok sayıda çözüm olduğunu söylemek mümkün. Hatta internet dağıtıcılarının bile hız testi siteleri bulunuyor. Ancak biz, dağıtıcıların manipülasyon ihtimali bulunan ya da öyle olabileceği düşünülebilecek hız testi siteleri yerine daha popüler bir çözümü sizlere önereceğiz.
15-09/21/01-speedtest-internet-hizi-testi.jpg

İnternet hızı testi ne ile yapılır?

İnternet hızı testi için en iyi ve en doğru sonuç verdiğine inanılan siteOokla kontrolündeki speedtest.net. Daha önce adını duymuş olabileceğinizspeedtest.net, sadece bir web sitesi olarak değil, aynı zamanda akıllı telefonlar ve tabletler için de geliştirilen uygulaması ile de milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor. Peki, speedtest.net ile intenret hızı testi nasıl yapılıyor?

İnternet hızı testi nasıl yapılır?

İnternet hızı testini bilgisayar ile yapmak için speedtest.net adresine gitmeli, akıllı telefonlar ve tabletler ile yapmak içinse speedtestuygulamasını indirmelisiniz. Speedtest sitesi ve uygulamaları için gerekli bağlantılara aşağıdan ulaşabilirsiniz.

:: Speedtest.net sitesine gitmek için tıklayın.

:: Speedtest Android uygulamasını indir.

:: Speedtest iOS uygulamasını indir.

15-09/21/02-speedtest-internet-hizi-testi.png
Speedtest sitesine girdikten ya da uygulamasını yükleyip açtıktan sonra, internet hızı testini başlatmak için yapmanız gereken tek şey, "Begin Test"butonuna tıklamak. Daha sonra internet hızı testi başlayacak ve testin sonunda ping süresidownload ve upload hızları sonuç olarak gösterilecek.
Devamını Oku »

Samsung gear S2 kutusundan çıkıyor

Samsung'un yeni akıllı saati Gear S2 Sport kutusundan çıkıyor. Bakalım ürünün kutu içeriğinden neler çıkıyor? İşte ilk izlenimlerimiz 

Samsung Gear S2 Kutusundan Çıkıyor
2013 yılında Galaxy Note 3 modeliyle beraber piyasaya sürülen Gear modeliyle akıllı saat pazarında farkındalık oluşturan Samsung, yenilenen tasarımla ve iddialı özelliklerle gelen Gear S2 modelini Türkiye'de satuşa sundu.
Türkiye'de Gear S2 Classic'in fiyatı 999 TLGear S2 Sport'un fiyatı ise 899TL olacak.

Samsung Gear S2 ve Gear S2 Classsic

Oval ve yumuşak tasarım hatlarına sahip iki modelin birbirine göre kullanım amacı yönünden farkı bulunuyor. Gear S2 modeli kauçuk kayışı ile daha çok spor aktivitelerinde kullanıma odaklanırken, Gear S2 Classic modeli deri kayışı ile şıklığa ve günlük kullanıma odaklanıyor. Gear S2 Classic'te, mekanik saat kayışlarını da kullanabildiğinizin altını çizelim.
İki model arasında teknik bir farklılığı bulunmuyor.

Samsung Gear S2 teknik özellikleri neler?

Yeni Samsung Gear modelleri 1.2 inç yuvarlak Super AMOLED ekrana sahip. 360x360 piksel çözünürlüğündeki ekranlar 302 ppi değeri sunuyor. Çift çekirdeki 1 GHz işlemciye sahip Gear 2 ve Gear 2 Classic, 512 MB bellek ve 4 GB dahili depolama alanı ile geliyor. Yeni cihazlar öncülleri gibiTizen platformunun üstüne inşa edilmiş ve Samsung'un özel Gearuygulamalarını destekliyor. 11.4 mm kalınlığındaki saatlerin 250 mAh pil kapasitesi ile 2 ila 3 gün arasında bir kullanım sunması bekleniyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: BOY UZATMA SIRLARI
Devamını Oku »

5 Aralık 2015 Cumartesi

Snapdragon 820'nin 9 Özelliği

2016'nın amiral gemisi telefonlarında yer alacak olan Qualcomm'un yeni işlemcisi Snapdragon 820 bakın hangi özelliklerle geliyor?

1. ÇOK YÜKSEK İNDİRME HIZI
X12 LTE Modem'e sahip Snapdragon 820, teorik olarak 600Mbps indirme, 150Mbps gönderme hızına ulaşabiliyor. Bu, videoların ve internet sayfalarının neredeyse anında açılacağı anlamına geliyor. Elbette bu hızlar, hizmet sağlayıcınıza ve sunduğu hizmete göre değişiklik gösterecektir, ancak Snapdragon 820'nin birkaç seneyi garantiye aldığını bilmek güzel.
2. GÖZ ALAN 4K EKRANLAR
Snapdragon 820, 4K desteğini sunan ilk Snapdragon işlemci değil. Ancak bu modelde gecikmeler azaltılırken ve daha temiz bir görüntü için geliştirmeler yapılmış. Qualcomm, LG G4, Galaxy S6 ve BlackBerry Priv gibi telefonlardaki 2K ekranın web'de gezinti ve genel kullanım için yeterli olduğunu itiraf etse de 4K ekranlar, VR sektörü için yeni olanaklar sunacak.
3. MÜTHİŞ SES KALİTESİ
Snapdragon 820'deki 3D Audio teknolojisi, telefonunuzla gelen basit kulaklıklarla bile sarmal ses deneyimini elde etmenizi sağlıyor. Benzer biçimde ses de kaydedebilen teknoloji, videolarınıza yeni bir boyut eklemenize izin veriyor.
4. GERÇEKÇİ VR
Snapdragon 820, 4K ekran teknolojisi, yeni güçlü Kyro işlemci ve Adreno GPU'suyla sizi saran bir VR deneyimi sunmak için her şeye sahip. Snapdragon 820 işlemciye sahip Samsung Gear VR gibi, sizi yepyeni bir gerçeklik seviyesine taşıyan bir başlık düşünün - bu çok yakında mümkün olacak.


5. DAHA İYİ FOTOĞRAFLAR
Snapdragon 820, kameranızdan en fazlasını elde etmenizi sağlayacak birkaç yenilik sunuyor. Ayrışık Sinyal İşleme teknolojisi, HDR'nin aksine iki fotoğrafı birleştiriyor ve daha doğal bir sonuç ortaya çıkarabiliyor. Qualcomm, Snapdragon 820 sayesinde aynı gözlerimizin gördüğü gibi kareler yakalayabileceğimizi söylüyor.
Yeni işlemci sayesinde telefonunuz, insandan gıdaya neyin fotoğrafını çektiğinizi de bilecek - bunun için veri bağlantısına veya bulut erişimine ihtiyacınız olmayacak.
6. DAHA İYİ DÜŞÜK IŞIK PERFORMANSI
Düşük ışıkta fotoğraf çekme, akıllı telefonların çoğu için bir sorun. DSLR'lerdeki büyük lensleri telefonunuzda taşıyamayacak olmanız, bu durumu kaçınılmaz kılıyor. Qualcomm, Snapdragon 820'yle bu sorunu yazılımsal geliştirmelerle çözmeye çalışıyor. Firma, düşük ışıkta çekilen fotoğraflardaki karlanmayı tamamen kaldırdığını, böylece size daha doğal, parlak bir fotoğraf kaldığını iddia ediyor.
7. DAHA UZUN PİL ÖMRÜ
Snapdragon 820, selefine göre yüzde 30 daha uzun pil ömrü sunuyor. İşlemci, GPU, DSP ve modemde yapılan geliştirmeler sayesinde pil tüketimi azaltılıyor. Qualcomm, yüzde 30'un gerçek hayatta kaç ek saate denk geldiğini söylemiyor. Bu, muhtemelen üreticilerin işlemciyi kullanım şekline ve sizin kullanımınıza göre değişecek.
Snapdragon 820, Qualcomm'un Quick Charge 3.0 teknolojisini de destekliyor. Yani piliniz azaldığında onu hızla şarj edebileceksiniz.


8. DAHA SERİN BİR TELEFON
Snapdragon 820'nin selefi 810, çok ısındığına dair birçok şikayete maruz kalmıştı. Aşırı ısınma sorunu, telefonun kilitlenmesine, pilin çabuk tükenmesine ve cihazın tutulmayı zorlaştıracak kadar ısınmasına yol açabiliyordu.
Qualcomm, Snapdragon 820'nin termal verimliliğini önemli ölçüde geliştirdiğinden telefonunuzun serin kalacağından ve daha uzun pil ömrü sunacağından emin olabilirsiniz.
9. ZARARLILARA SON
Snapdragon 820, Qualcomm'un Smart Protect işlevi sayesinde sahte uygulamaları telefonunuza bulaşmadan önce algılıyor. Bu işlev, cihazınızdaki tüm uygulamaları tarayarak tehlike oluşturabilecek olanları işaretliyor. Zararlının türünü söyleme ve zararlı üzerinde yapılan işlemi açıklama, işlevin yapabildikleri arasında.
Smart Protect'i uygulamaları güvenli olarak kaldırmak için kullanabiliyorsunuz. Bazı uygulamalar kaldırılmış gibi görünseler de arka planda çalışmaya devam edebiliyorlar. Smart Protect bu konuda sizi uyarıyor ve uygulamayı cihazınızdan tamamen silmenize yardımcı oluyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:SÜPER BİLGİSAYARLAR
Devamını Oku »

Drone'ları yakından tanıyalım

Son zamanlarda hep drone'lardan bahsediliyor... Peki ama bu garip uçan araçları ne kadar tanıyoruz?

Günümüzün öncü teknolojilerinden biri olan drone teknolojisinin yarattığı etki, diğer öncü teknolojilerin çok azı tarafından yakalanabiliyor. Parrot AR Drone 2.0 gibi ürünler, geçtiğimiz yıl içerisinde tüketici ürününe dönüşmüş durumda.
Drone'ları seviyor ya da onlardan nefret ediyor olabilirsiniz. Ancak geçtiğimiz aylar içerisinde Amazon'dan Civil Aviation and Safety Authority'ye (CASA) kadar pek çok kuruluşun ilgisi bu cihazlara dönmüş durumda. Bu uçan cihazları satın alabilir veya kendi drone'larınızı üretebilirsiniz. Ancak DIY (Do It Yourself – Kendin Yap) yoluna gidildiğinde, bu cihazların nasıl çalıştığı hakkında daha iyi bir bilgi edinmeniz mümkün oluyor.
Bu yazıda drone teknolojisi hakkında bilmeniz gereken pek çok detaydan bahsedeceğiz. Farklı drone tipleri, drone'ların yapıları, gelecekte bizleri neler beklediği... Hepsi, ilerleyen sayfalarda sizleri bekliyor.



Çerçeve - kasa
Her drone (başka bir deyiş ile, bir çeşit insansız hava aracı veya UAV - İHA) bir çerçeve ile başlar. Bu çerçeve, İHA tasarımları içerisindeki 'en ağır parça' olma konusunda batarya ile yarışmaktadır ama uçuş sırasında karşılaşacağı her etkiye karşı dayanabilmesi gerekir.
Çerçeve boyutları 100 milimetreden birkaç metre çapına kadar değişse de, genel olarak 300mm ile 800mm arasında olup, plastik veya karbon-fiberden üretilmiştir ve dört, altı veya sekiz pervaneyi taşırlar. Çoğu çerçevede çift raf bulunur ve bu şekilde çeşitli parçalar ve kameralar için yerleştirme alanları oluşturulur.
Pervaneler
Drone'unuzu mavi gökyüzüne salmak söz konusu olduğunda pervaneler, ilginç bir şekilde çok da güvenli gözükmeyen ancak işlerini yapan parçalar oluyorlar. Pervaneler genellikle plastikten üretiliyor ancak karbon-fiber ve ahşap seçenekleri bulmak da mümkün. Bu parçalar, drone'ların parçalanmaya en müsait bölümleri olduklarından dolayı çoğu kişi plastik seçeneğini tercih ediyor. Pervanelerin boyutları 2.5cm ile 45cm arasında değişirken, çoğu kişi 7.5cm ile 25cm arasındaki boyutları tercih ediyor.



Uçuş için çok sayıda pervane kullanmanın basit ancak en önemli noktalarından biri, zıt pervanelerin saat yönünde (CW) ve saat yönünün tersinde (CCW) dönmeleridir. Bu işlem olmadığı takdirde drone kendi etrafında döner ve yere çakılır. Bu yüzden de bazı pervane setleri 2xCW/2xCCW setleri şeklinde uçuşa hazır bir şekilde satılmakta.
Pervaneler, basit ve ucuz olabilirler ancak değerlerini asla küçümsememek gerekiyor. Drone'unuzu en gelişmiş, en pahalı bilgisayarlar ile kontrol ediyor olabilirsiniz ama pervaneler kalitesiz ise, cihazdan düzgün bir verim almanız pek mümkün olmaz. Pervanelerin dengeli olmaları da, kurulum aşamasının en önemli noktalarından biri.
Kasa dışı motorlar
Bir seviyede bakıldığında, "çok pervaneli" drone'ların nasıl çalıştığı oldukça açık bir şekilde gözüküyor: Motorlar pervaneleri çeviriyor ve ortaya çıkan itiş gücü drone'un havada durmasını sağlıyor. Ancak bahsi geçen motorlar göreceli olarak yeni bir tür ve bu motorlar, güç ile oldukça düşük bir ağırlığı birleştiriyor.


Motorlar, sabit bir dış kabuğun yerine, içerisinde dönen bir mile sahip olmaları ile diğerlerinden ayrılıyor. Dış kabuk, bu mile bağlı ve elektrik kabloların ve benzeri parçaların çevresinde yer alıyor.
Bu motorlar 20000 RPM'e kadar çıkan dönüşlere sahip ve türe göre değişebilen bir şekilde yüzlerce watt elektrik enerjisi tüketebiliyorlar. Ancak buradaki en önemli detay, bu motorların sunduğu muhteşem güç-ağırlık oranı oluyor.
Sadece iki güç bağlantısı bulunan normal motorların aksine bu motorlar üç bağlantıya sahip ve yüksek enerji kaynakları istemelerinin yanı sıra, hızlarını kontrol etmek için karmaşık elektroniklere de ihtiyaç duyuyorlar.
ESC'ler (Electronic Speed Controller)
Motorlara elektrik dalgalarını gönderen cihaz "elektronik hız kontrolcüsü" veya "ESC" olarak tanımlanmakta. Hemen her şeyde olduğu gibi bu cihaz da hafif olmak üzere tasarlanmış durumda ancak ESC'nin görevi, pilden motora giden elektrik gücünün akışını kontrol etmek. Her drone, motor başına bir ESC'ye sahip.



Bu cihazların her yanından kablo çıkıyor gibi gözükse de, genellikle bir uçtaki üç kablo motora gidiyor, diğer uçtaki ikisi pile bağlanıyor ve üç kablolu başlık bağlantısı da İHA'nın merkez beynine bağlanıyor.
Normalde ESC'ler belirli bir en yüksek seviye elektrik akımına ayarlanıyor ve bu ayar, 200A seviyesine kadar çıkabiliyor. Ancak hobi sınıfı çoğu drone, genellikle 20A'nın üstüne çıkma ihtiyacını duymuyor.
Uçuş kontrol panosu
"Merkez beyin" veya "anakart" bütün sistemin çalışmasını sağlayan parça olarak tanımlanabilir. Temel olarak bakıldığında bu anakartlar, özel hareket, dönüş ve yer çekimi algılayıcılarına sahip olan küçük bilgisayarlar.
Dahili işlemci, algılayıcılardan sürekli olarak verileri alıyor ve bu verileri ESC'lere göndererek, motorların hızlanmasını veya yavaşlamasını sağlıyor.



Bütün işlem, kendini doğrulayan büyük bir çember üzerine kurulmuş durumda ve bu devre sayesinde drone'ların istenilen konuma (örneğin havada süzülme haline) gelene kadar neredeyse anında tepki vermeleri mümkün oluyor.
İlginç olan şey ise drone'ların çalışmasını sağlayan işlemcilerin büyük bir kısmının, "Arduino" DIY panolarında bulunan ucuz 8-bit mikro-kumandalardan oluşuyor olması. Ancak bu işlemciler, algılayıcıları ve hızlandırıcıları kontrol etmeye yeterli yeteneğe sahipler.
Bir PC, tablet veya telefonda olduğu gibi çoğu uçuş ana kartlarının aygıt yazılımları da güncellenebiliyor ve iyileştirilmiş veya farklı uçuş performansı, yeni özellikler eklenebiliyor.
Lityum-polimer batarya
Tam kalkış modunda ortalama bir dört pervaneli drone'un güç çekimi, standart 7V ile 11V arasındaki bir pil ile 400 watt'ı geçebiliyor. Bu da 40A'ya kadar çıkabilen bir elektrik akımı anlamına geliyor. Ancak genellikle bütün bu işlem, çoğu dizüstü bilgisayardakinden daha düşük kapasiteye sahip bir lityum-polimer (LiPo) batarya ve genellikle 6 adet AA pil boyutundaki bir batarya ile çalışmakta.
Boyutlarına göre kayda değer bir güce sahip olmanın yanı sıra, LiPo bataryaların diğer pillerin çoğunda olmayan bir özelliği daha bulunuyor: Kısa süreli yüksek enerji akımları oluşturabilmek. Bir pilin kapasitesi, dolu bir su kovasına benzetilebilir. "C-değeri" de bir bataryadan çekebileceğiniz en yüksek enerji miktarının, kapasitenin katsayısı olarak gösteriliyor.



C-değeri, kova benzetmesine dönersek, bir kovayı ne kadar çabuk boşaltabileceğinizi gösteriyor. Çoğu batarya teknolojisi için bu değer genel olarak 0.5 ile 1C arasında yer alıyor. Yani batarya kapasitesi 2000mAh ise, 2000A'ya kadar çıkabilen çekim gücüne dayanabiliyorlar. Bu da 5cm kalınlığında bir PVC boru ile kovadan suyu emmek ile karşılaştırılabilir.
Ancak LiPo bataryalar 40C'nin üstüne çıkabilen bir destek sunuyor. Aynı 2000mAh kapasite örneği verilirse, bu bataryaların 80A'ya ulaşabildiği söylenebilir ve bu da kovayı alıp direkt olarak boşaltmakla karşılaştırılabilir.
Ancak bir kovanın ters çevrilmesinde beklenilebileceği gibi, 2000mAh bataryadan 80A çekmek uzun bir süre devam edemez. Eğer şanslıysanız bu batarya 90 saniye kadar dayanacaktır ve bunun da bir drone için yeterli bir uçuş süresi olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Bu yüzden de hafif bir batarya ile yüksek kapasiteli bir batarya arasında denge kurulması gerekiyor.
Kablosuz kontroller
Teknik olarak bir drone'un, kendini kontrol eden bir araç olduğu söylenebilir ancak büyük bir çoğunluğu, uzaktan kontrol edilen araçlar. Genellikle 2.4GHz frekans bandında ve pozitif ve negatif yönlerde minimum 4 kontrol kanalına sahip olarak çalışırlar.
Ucuz drone'ların büyük bir çoğunluğu, temel "görüş alanında" geri bildirimsiz bir şekilde çalışır. Ancak geri bildirim veya "telemetri" sunan daha karmaşık seçenekler yaygınlaşıyor. Bu özellikler uzak bir kontrol ekranı gibi düşünülebilir.
Öyle ki, şu anda bir adım daha ileri giderek, birinci kişi görüşü gözlükleri ekleyebiliyor ve Fat Shark gibi markalar sayesinde yakın ve kişisel bir deneyim yaşayabiliyorsunuz. Buradaki en büyük sınırlama ise drone'ların genellikle sadece bir adet kameraya sahip olmaları ve bu yüzden de gözlüklerin sadece iki boyutlu deneyim sunabilmeleri. Ancak birinin eşleşmiş iki kamerayı drone'lara eklemesi ve Oculus Rift 3D başlığı kullanarak muhteşem 3D deneyimler sunması yakın görünüyor.



Ekstralar
Bu başlık, drone'ların en hızlı büyüme gösterdikleri alana ait; yani aksesuarlara...
Drone'ları uçurmayı sevenler genellikle pek bir şey eklemeyi tercih etmiyorlar ve başlamak için bunun en ucuz ve en doğru yol olduğu söylenebilir. Ancak neyi amaçladığınıza göre drone'lar kameradan pizzaya, kitaptan içeceğe her şeyi taşıyabilirler.
Profesyonel drone'lar her yöne dönebilen DSLR kameralar bile taşıyabiliyor ancak en yaygın aksesuar, basit bir sabit GoPro tarzı video kameranın ön yüze yerleştirilmesi mantığına dayanıyor. GPS eklentileri de giderek yaygınlaşıyor ve drone alanına da bu alanlarda adım atılmış olunuyor.
Satın almak mı, kendiniz kurmak mı?
Kendi drone'unuzdan ne beklediğinize karar verdiğiniz anda karşınıza en önemli soru çıkıyor: Hazır bir tane satın mı almalısınız yoksa kendiniz mi bir tane kurmalısınız?
Aynen bir bilgisayarı kurarken olduğu gibi, kendiniz kurduğunuzda, drone'lar hakkında çok daha fazla bilgi edinebiliyorsunuz. Ayrıca kendiniz kurduğunuzda, bir miktar tasarruf yapmanız bile mümkün oluyor.
Ancak kendiniz kurmayı tercih ettiğinizde, bunu başarmanız için ciddi bir elektronik ve uçuş fiziği bilgisine sahip olmanız gerekiyor ve bu noktada soru, bu bilgiye sahip olup olmadığınız. Ya da bu bilgiyi edinmeye uğraşmak isteyip istemediğiniz...
Bir drone'u uçurmak kolay mı?
Eğer daha önce bir drone uçurmadıysanız, satın aldığınız bir drone'u uçurmanız, evde yapacağınız bir İHA'ya göre daha kolay olacaktır ve bunun temel sebebi de, evde kurduğunuz bir aracın düz bir şekilde uçmadan önce bazı ayarlamalara ihtiyaç duymasıdır.
Ancak hangi yöntemi tercih ederseniz edin, uçuş kontrollerine alışana kadar birkaç kez kaza yapmayı göze almalısınız. İki drone'un aynı şekilde uçmuyor olmasından dolayı da birini uçurmuş olmanız, hepsini rahatlıkla uçuracağınız anlamına gelmiyor.
Burada verilebilecek olan en önemli tavsiye, yanınızda fazladan birkaç tane pervane bulundurmanız olacaktır. Eğer doğuştan gelen bir yeteneğiniz veya şansınız bulunmuyorsa, bu pervanelere kesinlikle ihtiyacınız olacak.
Güvenlik
Herkes yakınında bir drone'un uçmasından hoşlanmayabilir. Drone'ların tüketiciler tarafından daha yaygın bir şekilde kullanılması ile beraber, ülkeler kendi kurallarını koysalar da, genel olarak geçerli olan bazı öneriler bulunmakta.
Öncelikle araçlarınızı gündüz ve aracı görebildiğiniz (açık) alanlarda uçurmanız önerilmekte. Bunun yanı sıra binalardan, gemilerden, araçlardan ve insanlardan en az 30 metre uzaklıkta bulunmanız da tavsiyelerin en başında yer alıyor. 120 metrenin üstüne çıkmak ve bir hava alanının 5.5 km çevresinde İHA kullanmak ise oldukça tehlikeli kabul ediliyor. Tabii ki İHA'ları doğru lisanslara sahip olmadan kar amaçlı uçurmak da genel olarak kanunlara aykırı bir durum.
Bir başka önemli ayrıntı da, hangi boyutta olursa olsun, tüm drone'ların insanlara rahatlıkla zarar verebildiğini unutmamak. Dakikada 20.000 dönüş yapabilen bir pervane, insan ile temasa geçtiğinde bir neşterden çok da farklı olmayabiliyor.



Gelecekte neler olacak?
İHA'ların askeri ve gözlem dışında işe yarar hangi özelliklerinin bulunduğu tartışılırken, yakın bir gelecek içerisinde bu cihazların her alanda yaygınlaştığını görürsek şaşırmamamız gerekiyor. Avustralya'da kırsal bölge yangın ekipleri, İHA'lar ile denemelere başlamış durumda ve ısı kameralarına sahip olan araçlar, yangın hareketlerini takip etmek için kullanılmakta.
Delft University of Technology'den bir lisans öğrencisi ise, tıbbi yardım malzemeleri taşımak için kullanılacak bir drone (AmbulanceDrone) tasarlamış durumda. Bu drone'lar 12 kilometre karelik bir alana 60 saniye içerisinde ulaşabiliyor.
Test aşamasına başlayan "drone ile teslimat" ise, yakın gelecekte, satın aldığımız ürünlerin havadan kapımıza bırakılması gibi bir durumu doğuracak gibi görünüyor.
Şimdilik çevrenizde bir drone uçtuğu zaman rahatsız olabilirsiniz ancak gelecekte karşılaşacağımız teknolojiler, mülkünüzü ve hatta hayatınızı kurtaracak olan drone'ların üretilmesini sağlayabilir...
Devamını Oku »

Boy uzatma sırları


Arkadaşlar size bugün muhteşem bir ürünü tanıtacağım.BOY UZATMA SIRLARI adı verilen bu kitapla hayal bile edemeyeceğiniz boylara ulaşabilirsiniz.kitabı okuyup uygulayanların yorumları dikkate alındığında piyasadaki en etkili ürün olduğunu söylemek pek de zor değil.ürün detaylarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.kullandığınızda etkilerini yorum olarak yazmanız bizim için çok iyi olacaktır.Teşekkür ederiz...

Devamını Oku »

4 Aralık 2015 Cuma

Beyin dalgalarıyla kontrol edilebilen robot

Bilim adamları engelliler için beyin dalgalarıyla kontrol edilebilen bir robot geliştirdi.

Telepresence robotlar şüphesiz ki geleceğimizin büyük bir parçası olacak. Sanal toplantılardan holografik pop yıldızları ve dijital asistanlara kadar belirli uygulamalarda kullanılan bu teknoloji aynı zamanda ağır engelli insanların hayatında bir devrim gerçekleştirecek.

İtalyan ve İsviçreli mühendislerden oluşan bir ekip, yalnızca beyin daygalarıyla kontrol edilebilen deneysel bir telepresence robot inşa etti. Bu robot, serbest dolaşım yeteneğine sahip bir tabana monte edilmiş dizüstü bilgisayardan oluşuyor.

Kullanıcılar robotu yönlendirmek için beyin dalgalarını okuyabilen EEG (Elektroensefalografi) sensörleri ile donatılmış özel bir başlık giyerek el ve ayaklarının hareket ettiğini hayal ediyor. Yazılım ise robotun eyleme geçmesi için ileri, geri, sağa veya sola gibi her hareketi farklı sinyallere çevirerek iletiyor.

Dizüstü bilgisayarın kamerası kullanıcının çevresini görmesini, mikrofon ve hoparlör ise Skype üzerinden iletişime geçmesini sağlıyor.
Geçmişte de benzer robotlar geliştirilmişti ancak yeni girişimin farkı kendine özgü bir zekaya sahip olarak gelmesi.
Devamını Oku »